İçeriğe geç

Dünyanın en eski dini hangisidir ?

Gözlerim Cennete Daldığında

O gün Kayseri’nin soğuk ama berrak sabahlarından biriydi. Penceremi açtım, ciğerlerim keskin, temiz havayla doldu. Kahvemi yudumlarken içimde garip bir huzursuzluk vardı; sanki yıllardır soramadığım bir sorunun cevabı önümde duruyordu. “Hz. Adem hangi dindendi?” diye geçirdi aklımdan. Bazen sorular öyle bir şekilde gelir ki, insanı düşünmeye, sarsmaya, hatta hüzünlendirmeye zorlar. İşte o sabah tam da öyle bir sabahıydı.

Benim için bu soru sadece bir tarih meselesi değildi; içimde bir boşluğu, bir kaybolmuşluğu işaret ediyordu. Çocukken hep masallarla büyüdüm. Cennet, melekler, Allah… Hepsi kulağıma şeker gibi gelmişti. Ama şimdi, 25 yaşındayken, o masalların ötesinde, bir insanın kendi ruhunu sorguladığı bir dönemdeydim. Kahvemi bitirdikten sonra defterimi açtım. Kağıt, duygularımın en dürüst şahitlerinden biri oldu.

Bir Sabah Yürüyüşü ve Sessiz Sorgulamalar

Kayseri sokaklarında yürüyordum, ayaklarım soğuk kaldırım taşlarını hissediyordu. İnsanlar telaşla işlerine gidiyor, ben ise kendi içimde bir yolculuk yapıyordum. Düşündüm; Hz. Adem’in hangi dine mensup olduğunu bilmek, belki de insanoğlunun ilk zamanlarından beri taşıdığı bir merakın peşinden gitmek demekti. Ama daha derine inince anladım ki, mesele sadece bilgi değil, hissetmekti.

Bir ağacın gölgesinde durdum ve derin bir nefes aldım. O an içimde hem bir heyecan hem de tarifsiz bir boşluk vardı. Çünkü bir insanın kökenine, inancına dokunmak, kendi inançlarına dokunmak demekti. Belki Hz. Adem’in dindarlığıyla ilgili net bir bilgi yoktu, ama onun Allah’a olan teslimiyeti, içtenliği, saf sevgisi her satırda hissediliyordu. Ve ben bunu düşündükçe, kendi kalbimdeki boşluğu biraz olsun doldurabiliyordum.

Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında

O yürüyüş sırasında bir bankta oturdum. Gözlerim gökyüzüne takıldı; masmavi ama hafif bulutlu. İşte o an, hafif bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü insan ne kadar arasa da bazen cevaplar somut değil, ruhani ve duygusal kalıyor. Hz. Adem’in hangi dine mensup olduğunu kesin bir şekilde söylemek mümkün değildi. Ama içimde bir umut belirdi: Belki de mesele dine mensup olmak değil, Allah’a yönelmekti.

Kalbimdeki umut, hayal kırıklığının ağırlığını yavaşça hafifletti. Düşündüm; belki bizler, ilk insanın hissettiği saf inancı anlamaya çalışmalıydık. Onun Allah’a olan sevgisi, teslimiyeti, korkusu ve merakı… Hepsi bana çok tanıdık geldi. Tıpkı benim kendi kaygılarım, sevinçlerim ve umutlarım gibi.

Defterim ve Duygularım

Evime döndüğümde defterimi açtım ve düşündüklerimi yazmaya başladım. “Hz. Adem hangi dindendi?” sorusu aslında içimdeki boşluğu, kaygıyı ve aynı zamanda sevgiyi açığa çıkarıyordu. Yazarken gözlerim doldu. Bu sadece bir tarih veya din bilgisi meselesi değildi; bu benim kendi ruhumla yüzleşmem, kendi içimdeki sessiz konuşmalarıma kulak vermem demekti.

O satırları yazarken fark ettim ki, insanın ilk inancı, saf ve koşulsuzdu. Hz. Adem de böyle bir inançla yaratılmış olmalıydı; Allah’a dönük, meraklı, heyecanlı ve zaman zaman kaygılı bir ruhla. Ben de kendimi onun yerine koydum; yeryüzüne ilk adımlarını atan bir insan gibi, her şeyi keşfetmeye çalışan bir ruh gibi…

Kayseri Akşamı ve İçsel Sessizlik

Akşam çöktüğünde, Kayseri’nin taş sokaklarında yürüdüm. Hava soğuktu ama içimde bir sıcaklık vardı. Artık Hz. Adem’in hangi dine mensup olduğuna dair kesin bir cevaba ihtiyacım yoktu. Çünkü önemli olan, onun saf teslimiyetini, Allah’a olan sevgisini hissetmekti. Ve ben bunu hissettiğimde, kendi inancım ve duygularım biraz daha berraklaşmıştı.

O gece yatağıma uzandım ve gözlerimi kapattım. İçimde hem huzur hem de merak vardı. İnsan bazen cevapları ararken aslında kendini bulurmuş; işte ben de o gece bunu hissettim. Hz. Adem’in dini, somut bir isim değil belki, ama kalbinde taşıdığı saf inanç, bana kendi yolumu göstermeye başlamıştı.

Kapanış ve İçsel Yolculuk

Bazen sorular cevapsız kalır, bazen cevaplar beklediğimiz gibi değildir. Ama önemli olan, sorunun bizi nerelere götürdüğüdür. Hz. Adem hangi dindendi sorusu, benim için sadece bir bilgi meselesi değil, içsel bir yolculuktu. Kayseri sokaklarında yürürken, defterime yazarken, kendi kalbimde sessiz bir yolculuğa çıkmıştım.

Ve anladım ki, önemli olan hangi dine mensup olduğu değil; onun Allah’a duyduğu saf, koşulsuz sevgi ve teslimiyet… Belki de bizler de bu sevgi ve teslimiyeti kendi hayatımıza yansıttığımızda, kendi sorularımızın cevaplarını bulabiliriz. O gece, hem geçmişle hem kendimle hem de evrenle bir bağ kurmuş gibi hissettim.

İşte Kayseri’nin soğuk taş sokaklarında, bir gencin içsel yolculuğunda, Hz. Adem’in saf inancı bana umut, heyecan ve biraz da huzur vermişti. Ve ben bunu bütün kalbimle hissettim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişbetexpergiris.casinobetexper güncel girişTürkçe Forum