Kirli Kan: Toplumun Kanayan Yarası mı, Uydurulmuş Bir Mit mi? “Kirli kan” dediğimiz şey gerçekten var mı, yoksa biz mi kirli fikirlerimize tıbbi bir isim bulduk? Şunu en başta açıkça söyleyelim: “Kirli kan” denilen şey, tıpta kabul gören bir tanım değildir. Ama ne yazık ki, toplumda hâlâ ciddi bir kesim, bazı hastalıkların ya da sağlık sorunlarının “kirli kan” yüzünden olduğunu düşünür. Bu ifade, modern tıbbın değil, yüzyıllardır süregelen yanlış inanışların bir ürünüdür. Yani aslında “kirli kan” diye bir şey yoktur — en azından bilimsel olarak. Ama peki neden hâlâ bu kadar yaygın? İnsanlar neden hâlâ damarlarındaki kana bir tür “ahlaki…
Yorum BırakYazar: admin
Basketbolda Geçiş Hücumu Ne Demek? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Edebiyatın ve Basketbolun Kesiştiği Nokta: Kelimeler ve Hareketler Edebiyat, tıpkı basketbol gibi, insan ruhunun en derin yönlerine ulaşmayı hedefler. Her bir kelime, bir topun sahadaki hareketi gibi, yönü, hızı ve amacına sahip birer araçtır. Bu araçların birleşimiyle ortaya çıkan anlatılar, bireyleri dönüştürür, toplumu şekillendirir. Tıpkı bir basketbol maçında, topun hızlıca sahada sağa sola savrulması ve ardından basket potasına yönelmesi gibi, edebiyat da okurun zihninde benzer bir hareketi gerçekleştirir. Her kelime, her cümle, anlatıcının hücumunun bir parçasıdır ve sonunda hedefe, anlamın özü olan “anlam”a ulaşmayı hedefler. Bu yazıda ise basketboldaki geçiş hücumu…
Yorum BırakKangallar Isırır mı? Toplumsal Cinsiyet ve Empati Üzerinden Bir Bakış Kangal köpekleri, dünya çapında bilinen, Türkiye’nin geleneksel köpek ırklarından biridir. Güçlü koruma içgüdüleri ve büyük yapıları ile tanınan bu köpeklerin, çok sayıda hikâye ve söylentiye de konu olduğu bir gerçektir. Ancak, “Kangallar ısırır mı?” sorusunun cevabı, sadece bu köpeklerin doğasına değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerle de yakından ilişkilidir. Peki, bu konu üzerinde düşündüğümüzde, toplum olarak nasıl bir yaklaşım sergiliyoruz? Kadınlar empati temelli bir yaklaşım benimsediklerinde, erkekler bu gibi durumlarda çözüm odaklı ve analitik bir perspektife mi yöneliyor? Gelin, bu soruları ve daha fazlasını birlikte…
6 YorumTatlı Su Gölleri Nelerdir? Psikolojik Bir Mercekten Bakış İnsan zihnini anlamak, bazen dış dünyadan değil, içsel dünyamızdan gelen ipuçlarıyla mümkün olur. İnsan davranışlarını çözümlemeye çalışan bir psikolog olarak, çevremizdeki doğa olaylarının, özellikle de suyun, ruh halimiz ve davranışlarımız üzerindeki etkilerini her zaman merak etmişimdir. Su, insan yaşamı için hayati bir unsur olmasının yanı sıra, bir yansıma, bir sembol ve bir duygu durumu olarak da derin anlamlar taşır. Peki ya tatlı su gölleri? Bu sakin, berrak ve genellikle huzur verici yerler, insan zihninin karmaşıklığını nasıl etkiler? Bu yazıda, tatlı su göllerinin psikolojik etkilerini, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji boyutlarıyla analiz edeceğiz.…
Yorum BırakOlumlu Habercilik Ne Demek? Edebiyatın Işığında Umudu Yazmak Bir edebiyatçı için kelimeler, yalnızca anlam taşıyan semboller değil; dünyayı yeniden kurma araçlarıdır. Her cümle, bir zihnin içinden süzülüp başka bir kalbe ulaşan bir yankıdır. Bu yankı, bazen bir umudu, bazen bir sarsıntıyı, bazen de bir yeniden doğuşu taşır. Olumlu habercilik kavramı da tam burada anlam bulur: kelimenin, haberin ve anlatının insana iyi gelen yönünü, yani dönüştürücü gücünü öne çıkarmak. Peki olumlu habercilik ne demek? Bunu yalnızca medya diliyle değil, edebiyatın derin sesiyle anlamaya çalışalım. Olumlu Habercilik: Bir Umut Anlatısı Olarak Sözcüklerin Direnci Olumlu habercilik, yüzeyde sadece “iyi haber vermek” gibi görünür.…
Yorum BırakKaç Kilodan Gül Yağı Çıkar? Felsefi Bir Deneme Filozof Bakışıyla: Gerçeklik ve Değer “Kaç kilodan gül yağı çıkar?” sorusu, tek bir sayısal cevabın ötesinde, oldukça derin bir felsefi tartışmaya açılan bir kapıdır. Bu soru, doğanın değerini, insanın doğal kaynaklarla olan ilişkisini ve aslında “değer” dediğimiz olgunun neye dayandığını sorgulamaya davet eder. Filozoflar, her zaman doğal dünya ile insan arasındaki ilişkinin anlamını, sınırlarını ve sonuçlarını irdelemişlerdir. Bu bağlamda, gül yağı gibi basit görünen bir olgunun bile varlık, bilgi ve etik üzerine derin anlamlar taşıyabileceğini keşfetmek oldukça ilginçtir. Bu yazıda, gül yağı üretiminin etik, epistemolojik ve ontolojik boyutlarını tartışarak, bir kilonun ardındaki…
Yorum BırakGülme Hastalığı Var mı? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Edebiyat, bazen, kelimelerle öyle bir yolculuğa çıkar ki insanı, dünyanın başka bir köşesine, başka bir zamana taşır. Her sözcük, zihnimizde bir evren yaratır; her cümle, bir duyguyu harekete geçirir. Gülme de, kelimelerin ve anlatıların insan ruhu üzerindeki dönüştürücü etkisinin en belirgin örneklerinden biridir. Bir kelimeyle başladığı gibi, bazen bir gülüşle bir metnin ruhu, bir karakterin duygusal dünyası şekillenir. Ancak, gülme, sadece mutluluk ya da eğlence ile sınırlı kalmaz. Gülme, zaman zaman bir hastalık haline gelebilir; öyle bir hastalık ki, bu sadece bedensel değil, ruhsal bir yıkım…
Yorum BırakBazen bir konu yalnızca sağlıkla değil, toplumla da ilgilidir. “Kalsiyum yüklemesi nasıl yapılır?” sorusu, kulağa sadece bir tıbbi mesele gibi gelebilir. Oysa bu, bedenimizin olduğu kadar toplumsal farkındalığımızın da bir yansımasıdır. Bugün, kalsiyumun sadece kemiklerimizi değil, birbirimize bağlılığımızı da güçlendiren bir metafor olabileceğini konuşalım. Kalsiyumun Ötesinde: Denge ve Dayanışma Kalsiyum yüklemesi, vücudun eksik minerali yeniden kazanması için yapılan bir destek sürecidir. Ancak bunu yalnızca fiziksel bir işlem olarak görmek, hikâyenin yarısını kaçırmaktır. Çünkü kalsiyum, güç demektir; denge, direnç ve süreklilik demektir. Ve bu kavramlar, toplumda da birebir geçerlidir. Bir kadının toplumsal yükleriyle mücadele ederken bedeninde kalsiyum eksilmesi tesadüf değildir belki…
Yorum BırakGörmüş müydünüz nasıl yazılır? Öğrenme, yalnızca bilgi edinme süreci değildir; aynı zamanda dünyayı, kendimizi ve başkalarını anlama biçimimizi dönüştüren bir deneyimdir. Bir eğitimci olarak sınıfta öğrencilerimin gözlerinde beliren “anlama anı”nı gördüğümde, öğrenmenin sihrini yeniden hissederim. “Görmüş müydünüz?” gibi bir kelime grubu, kulağa basit gelse de içinde dilin ritmini, anlamın dönüşümünü ve düşüncenin yönünü taşır. Bu yazıda, “görmüş müydünüz nasıl yazılır?” sorusu üzerinden dil öğrenmenin pedagojik derinliklerine inecek, hem bireysel hem toplumsal boyutlarını keşfedeceğiz. — “Görmüş müydünüz” Nasıl Yazılır? Türkçede birleşik fiil yapıları, anlamın inceliklerini taşır. “Görmüş müydünüz” ifadesi ayrı yazılır. Doğru yazımı: 👉 Görmüş müydünüz Bu yapı; “görmek” fiilinin geçmiş…
Yorum BırakGuguk Kuşu Türkiye’de Var mı? Doğanın Sessiz Zekâsı Üzerine Bir İnceleme Doğanın en ilginç stratejilerinden birine sahip olan guguk kuşu (Cuculus canorus), yüzyıllardır hem biyologların hem de düşünürlerin ilgisini çekmiştir. Sesiyle ilkbaharın habercisi olarak bilinen bu kuş, aynı zamanda sıra dışı bir yaşam biçiminin temsilcisidir. Peki, Guguk kuşu Türkiye’de var mı? Evet, guguk kuşu Türkiye’de yaşayan göçmen kuş türlerinden biridir. Ancak bu varlık sadece biyolojik bir gerçeklik değil, aynı zamanda tarihsel, kültürel ve düşünsel anlamlarıyla da dikkate değerdir. Guguk Kuşunun Türkiye’deki Yaşam Alanları Guguk kuşu, ilkbaharın gelişiyle Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgelerine göç eder. Türkiye, bu göç güzergâhının tam ortasında…
Yorum Bırak