Aristotle’e Göre Ahlak Anlayışı Nedir? İçsel Bir Tartışma
Konya’nın sakin sokaklarında, bazen bir kafede otururken ya da akşamları yalnız başıma yürürken, sürekli kafamda bir şeyler dönüp durur. Geçenlerde de, felsefe hakkında düşündüğümde aklıma Aristoteles geldi. Hem mühendislik hem de sosyal bilimlere ilgi duyan biri olarak, her zaman bir olayın farklı yönlerinden bakmaya çalışıyorum. Felsefi bir bakış açısına sahip olmak, yaşamı farklı açılardan anlamama yardımcı oluyor. Ama o gün, Aristoteles’in ahlak anlayışını incelediğimde, içimdeki mühendis ve insan tarafım arasında bir içsel tartışma başladı. Aristoteles’e göre ahlak anlayışı nedir? Gerçekten doğru olanı nasıl buluyoruz?
Aristoteles’in Ahlak Anlayışı: Erdem ve Orta Yol
Aristoteles, ahlakı sadece doğru ve yanlış arasındaki bir seçim olarak görmez. O, insanın amacı olan “mutluluğa” (eudaimonia) ulaşmak için doğru yolu bulması gerektiğini savunur. İçimdeki mühendis buna biraz daha bilimsel bakıyor; “Erdemli bir yaşam, bir dengeyi bulmakla ilgilidir. Her şeyin bir ‘optimum’ noktası vardır, ve ahlaki davranış da bu noktada şekillenir.” Düşünce, bir nevi optimizasyon gibi, yani fazla ya da eksik olmak yerine, doğru noktada dengeyi bulmak.
Aristoteles’e göre, erdemler sadece doğru olanı yapmak değil, sürekli olarak orta yolu bulabilmektir. Aşırılıklardan kaçınmak, insanın doğasında var olan tepkileri kontrol etmesiyle ilgilidir. “Öfke mi? Onu kontrol etmelisin. Aşağılamayı mı hissediyorsun? O duyguyu dengelemelisin.” Yani erdem, aşırılıklardan uzak durmaktır, işte burada biraz mühendislik zihniyetim devreye giriyor; her şeyin doğru ölçüde olması gerektiği bir yaklaşım. “Az değil, çok değil, tam olması gereken!”
Ama bir de içimdeki insan tarafım var. O biraz daha duygusal ve bu kadar mekanik bakmıyor. “Erdemli olmak, bir şeyleri sadece doğru ölçüde yapmakla sınırlı değil ki! Hayat bazen aşırılıklarla da daha anlamlı olabiliyor. Bazen bir hata yapmak, bir aşırılığa düşmek insanı büyütür. Deneyimle öğrenmek de önemli!” O an bir bocalama hissi geliyor. Yani, Aristoteles’in önerdiği dengeyi korumak her zaman kolay değil. Kişisel gelişim dediğimizde, bazen farklı yönlere sapmak, bazen hatalar yapmak da hayatın bir parçası. Erdemli olmak, bazen hayatı sadece matematiksel bir denklem gibi görmemek demek.
Mutluluk (Eudaimonia) ve Erdemin Bağlantısı
Eudaimonia, Aristoteles’in ahlaki düşüncesinin merkezine yerleşir. O, mutluluğu sadece hazdan ibaret görmez. Mutluluk, insanın en yüksek potansiyeline ulaşması ve erdemli bir hayat sürmesiyle ilgilidir. “Gerçek mutluluk, haz almakla değil, sürekli erdemli bir yaşam sürmekle elde edilir,” diyor Aristoteles. İçimdeki mühendis buna katılıyor, çünkü mühendislikte de başarılı olmak, sürekli bir çaba ve geliştirme gerektirir. “Başarı, sadece anlık bir tatmin değil, süregeldiği sürece anlam kazanır,” diyebilirim.
Ama içimdeki insan tarafı buna itiraz ediyor. “Hayat sadece başarıdan ibaret değil ki! İnsan mutlu olmak için bazen sadece küçük anların tadını çıkarmalı. Duygusal anlar da önemli.” Bu noktada Aristoteles’in ahlaki anlayışının bana biraz dar geldiğini hissediyorum. “Mutluluk, sadece erdemli bir yaşam sürmekle elde edilmez. İnsan, zaman zaman zevkler de almalı, çünkü bu da onun bir parçası.”
Toplumla İlişkiler ve Ahlak
Aristoteles, insanın ahlaki gelişiminin, yalnızca bireysel bir mesele olmadığını, toplumla ilişkilerinde de şekillendiğini vurgular. O, insanın sosyal bir varlık olduğunu ve dolayısıyla ahlaki erdemlerin toplum içinde doğru şekilde yaşanması gerektiğini savunur. Burada içimdeki mühendis devreye giriyor. “Toplumdaki ahlaki değerlerin doğru işleyebilmesi için düzenli bir sistem olması gerekir. Herkesin doğru şekilde davranması, toplumun huzurlu olmasını sağlar.” Bu yaklaşım bana oldukça makul geliyor. Toplumun işleyişi, bireylerin erdemli olmasıyla doğru orantılıdır. Bu, bir nevi sosyal mühendislik gibi bir şey.
Fakat içimdeki insan tarafı yine farklı düşünüyor. “Evet, erdemli olmak önemli ama bazen sistemin dışında kalmak, kendi yolunu çizmek de bir tür erdemdir. Toplumun dayattığı kurallar her zaman doğru olmayabilir.” Bir yanda toplumsal sorumluluklar ve düzen, diğer yanda bireysel özgürlük ve kişisel tercihlerin karşısında buluyorum kendimi. Aristoteles bu iki yönü bir arada düşünmeye çalışsa da, bana kalırsa her iki tarafın da bir dengeye ihtiyacı var.
Aristoteles ve Modern Ahlak
Bugün, Aristoteles’in ahlaki anlayışının modern dünyada nasıl işlediğini düşündüğümde, hala geçerli bir temel sunduğunu kabul ediyorum. Ancak zamanın ruhu, toplumsal değişim ve bireysel hakların daha fazla ön plana çıkmasıyla, bazı yönlerin biraz daha esnetilmesi gerektiğini hissediyorum. Aristoteles’in “orta yol” anlayışı, her zaman geçerli bir ölçüt olsa da, günümüzün hızla değişen toplumsal yapısında daha esnek ve geniş bir bakış açısına ihtiyaç var.
Kendime soruyorum: “Erdemli olmak gerçekten bir dengeyi korumaktan mı ibaret? Yoksa bazen biraz sapmak, duygusal olarak yaşamak, bireysel özgürlüğü savunmak da erdemin bir parçası mı?” Bu soruya verdiğim cevap, her zaman farklı olabilir. Ama Aristoteles’in temel yaklaşımının, benim için hala bir rehber olduğunu kabul ediyorum. Bir mühendis olarak, hayatı optimize etmek istiyorum ama bir insan olarak, bazen karmaşaya ve duygulara da yer açmak gerektiğini hissediyorum.
Sonuç olarak, Aristoteles’e göre ahlak anlayışı nedir sorusu, yalnızca mantıklı bir denge arayışı değil, aynı zamanda insanın toplumsal ve bireysel yaşantısını doğru şekilde harmanlama çabasıdır. Hem mühendislik zihniyetimle hem de insani duygularımla bu dengeyi ararken, Aristoteles’in öğretilerini hayatımda hep bir yol haritası olarak kullanmaya devam edeceğim.